Minik Bir Aşk Yeşertmeli Her Mekânda

Bir adama âşık olmuştum, onu düşünmek için sık sık bir köşeye çekilir, onun da beni düşündüğünü hayal ederdim. Sigarasını içerken, işinin başında hep beni düşünürdü aklımca.

Ne iş yaptığından pek emin değildim, sormamıştım; zaten yüz yüze de görüşmemiştik, nasıl biri olduğunu da pek bilmiyordum. Fotoğrafını da görmemiştim. İstemek aklıma gelmemişti. Orada, bir yerde, birinin olmasını, işini yaparken beni düşünmesini -düşündüğünden emindim- çünkü öyle olmasını istiyordum, bu hayal tamlaması beni mutlu ediyordu.

Bir sabah uyandığımda sigaramın yanında çakmağı arar gibi, yerinde olduğunda emin, bilgisayarımın başına geçip onun yeşil ışığının yanmadığını, çevrim dışı olduğunu görünce, sigaram bitmiş, gece yarısıymış, tüm dükkanlar kapalıymış gibi bir telaşa kapıldım. Evin içinde tüm gece bir dal sigara arar gibi tüm gün onun yeşil olmasını bekledim ama olmadı.

Üç ay sonra karşılaştığımızda ben adaya yanıma üç şeyimi almadan düşmüştüm; yalnız ve çaresiz bir kazazede gibi denizin kenarında ufka hiç bir şey beklemeden alışkanlıkla bakar gibiyken karşılaştım onunla.

Benden vazgeçmiş çünkü böyle görmeden, dokunmadan, zihninde yaşatmak ona ağır geliyormuş.

Orada dursun diye beni de arada bir düşünsün diye ona yalvardım. Baktım umursamıyor küfürler savurdum, tehdit ettim ama olmadı. Sonra yoruldum ve bana düşen acıyı yaşamaya başladım.

Lezzetliydi. Ayrılık acısı sevginin sıcaklığı soğuyana kadar size lezzetli gelir ya da ben tadını aldığım acıdan hoşlanmıştım. Gece yarılarına kadar, gündüz aniden neşenin içinden sıyrışır bir şarkının peşine takılır onunla olan anılarımı yeniden yaşardım daha doğrusu şarklarda duyguyu yakalardım. Bazen sevinci, bazen özgürlüğü, bazen kıskançlığı ve birden sevinçli bir hüzün kaplardı içimi sanki onunla karşılaşmışım gibi önce sevinir sonra yokluğunu kendime en üzüntülüsünden hatırlatır ağlardım. Ağlamak çok hoşuma giderdi ve ağladıkça hafiflerdim. Biraz yağmurlarda ıslanıyormuşum gibi mutlu ederdi beni, yüzümün ıslaklığı, kederlerimden arınıyormuşum gibi gelirdi.

Arabesk dinlemeyi o zaman sevdim. Şarkıların içine bizi koyup acımı zevkle gözyaşına döndürdüm.

Zamanla yaşadıklarımla o kadar gurur duydum ki masal gibi anlatır oldum halimi soranlara, sonra unuttum, yaram kabuk bağladı. Kalbimin ortasında görünmez bir lekeye dönüştü.

Bazen bir şarkıda bir duygu yakaladığımda yine takılıyorum peşine ama daha uzun yol almam gerekiyor geçmişteki anı yakalayabilmek için. Bazen de hemen elimle koymuş gibi bıraktığım yerde buluyorum unuttuğum zannetiklerimi.

YORUM EKLE