''Hüseyin Çelik'le başlayan yalan dalgası dün itibarıyla Erdoğan'la devam ediyor'' diyen Baluken, "Örgüt içi infaz derken tarihe geçecek cehalet örnekleriyle dolu yalanlar sıralıyor. 'Mazlum Doğan örgüt içi infaz edildi' diyor. 'Mahsum Korkmaz örgüt içi infaz edildi' diyor. Bu kadar insanın gözünün içine baka baka yalan söyleyen bir Başbakan'a karşı biz ne söyleyelim" dedi.
BDP İzmir İl Örgütü 2. Olağanüstü Kongresi'ni Fuar Kültür Park'ta bulunan Göl Gazinosu'nda gerçekleştirdi. Kongreye, BDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken, BDP MYK ve PM üyeleri, Aydın, Manisa il başkanları ile ilçe yöneticileri, İzmir'deki emek ve demokrasi örgütlerinin temsilcilerinin yanı sıra bine yakın yurttaş katıldı. Yoğun katılım nedeniyle bir çok yurttaş salona giremedi. Kongrenin yapıldığı salona, "İzmir'den İmralı'ya binlerce selam", "Başkan Apo'ya özgürlük, Kürt sorununa demokratik çözüm", "Barışın yolu İmralı'dan geçer" pankartlarının yanı sıra, Paris'te katledilen 3 Kürt kadın siyasetçinin, Seyit Rıza'nın yaşamını yitiren özgür basın çalışanlarının fotoğrafları asıldı. Özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamın yitirenler anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan kongrede divan oluşumu ardından konuşmalara geçildi. İlk konuşmayı yapan BDP İzmir İl Başkanı Fuat Mikailoğlu, barış tartışmalarının ve katliamların iç içe geçtiği bir süreçte kongrelerine yaptıklarını belirterek, Paris'te katledilen 3 Kürt kadın siyasetçiyi anarak onların bıraktığı yerden özgürlük mücadelesini büyük bir kararlılıkla sonuna kadar mücadeleyi götüreceklerini vurguladı. Mikailoğlu'nun ardından konuşan BDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken, tarihin en ağır zulmü altında siyaset yapmaya ve özgürlük mücadelesi vermeye çalışan bir halk olduklarını söyledi.
'Bitmeye yüz tutan PKK değil AKP'nin kendisi oldu'
Son dört yıl içerisinde yürütülen operasyonlarla özellikle imha, inkar ve asimilasyon politikalarının Kürt halkının örgütlü bulunduğu bütün alanlarda uygulanmaya çalışıldığını kaydeden Baluken, "Bunun adına 'entegre projesi' deyip topyekun bir tasfiye konseptini devreye soktular. Bunun tek bir amacı vardı bu kongreye gelen yurttaşlar kongreye gelmesin, Kürt halkının özgürlük mücadelesi sindirilsin, sokağa çıkamasın, özgürlük çığlığı susturulsun aciziyeti ve gayretiydi. Bu operasyonlara Newroz'da, 14 Temmuz direnişinde, açlık grevi eylemi serhıldanlarında, Kürt halkının ve Amed halkının cevabı zaten ortaya çıktı. Siyasi soykırım operasyonlarının çöktüğünü Kürt halkı 2012 yılında asla özgürlükten vazgeçmeyeceğini bütün dünyaya haykırmış oldu" dedi. AKP'nin Kürtler üzerinde yürüttüğü siyasi soykırım operasyonlarıyla neredeyse cezaevine göndermediği kimsenin kalmadığını hatırlatan Baluken, "Ama süreç içerisinde Kürt halkının evlatları dört duvar arasında sahip oldukları şey olan kendi bedenleriyle bütün dünyaya siyasetin nasıl yapılacağını gösterdiler. Açlık grevi eylemiyle Kürt halkının zindanların teslim alınamayacağı bütün dünyaya gösterilmiş oldu" diye belirtti. AKP'nin siyasi operasyonlarının yanında askeri operasyonları yürüterek, "Sri Lanka modeliyle biz 6 aya varmaz PKK'yi bitiririz dediler" sözlerini anımsatan Baluken, "Yaptığımız bütün görüşmelerde bu görüşmeden vazgeçin dediler. Onlar ısrarla biz Mayıs ayına kadar PKK'yi bitireceğiz dediler.Tanklarla bombalarla napalmlarla, kimyasallarla savaş hukukuna en aykırı silahlarla her türlü askeri operasyonu yaptılar. Sri Lanka modelini en vahşi şekilde denediler; ama bitmeye yüz tutan PKK değil AKP'nin kendisi oldu. İşte iki ay sonra yine bir Newroz'un ayak sesleri geliyor" dedi.
'Sayın Öcalan'ın tecrit altında tutulamayacağını bütün dünya gördü'
Tecritle hem Öcalan'ı hem de Kürt halkını teslim alacaklarının hesabını yaptıklarına dikkat çeken Baluken, "Biz tecridin hukuk dışı vicdan dışı, ahlak dışı, insanlık dışı olduğunu defalarca söyledik. Sayın Abdullah Öcalan'ın üç kişiyle Suruç'tan Kobani'ye giderek, şu anda Batı Kürdistan'ın özgürlüğünün altına imza atan bir halk önderi olduğunu söyledik. Ama ısrarla tecridi Kürt halkına diz çöktürmenin aşağılık bir yöntemi olarak kullanmaya devam ettiler. Gelinen aşamada ne oldu; özellikle Sayın Öcalan'ın Ortadoğu denkleminin kilidini elinde tuttuğu bütün Ortadoğu ve bütün dünya tarafından anlaşıldı. Bu kilidi elinde tutan bir halk önderi olarak Sayın Öcalan'ın hem Kürt halkının direnişi hem de Ortadoğu'da gelişen süreçle beraber tecrit altında tutulamayacağı bütün dünya tarafından görüldü. O yüzden AKP tekrar oturarak tasfiye konseptini yeniden halka sunumunu nasıl yapabilirimin bir arayışı içerisine girdi. Herkes AKP'nin 4 yıl boyunca hangi zihniyetle yaklaştığını çok iyi biliyor. Peki ne oldu da böylesi bir AKP, tecrit ile ilgili bir şey yapma ihtiyacı duydu. Bunun hepimizin iyi düşünmesi gerekiyor. AKP'nin kendi zihniyetinden bir şeyin değişmediğini buradan vurgulamak istiyoruz. AKP dün de tasfiye istiyordu, bugün de tartışmayı yeniden başlatarak aslında tasfiyenin değişik bir şeklini istiyor. Hala İmralı'da yapılan görüşmelerden sonra sorunun adına Kürt sorunu demeyi sorunu onurlu bir barışla çözmenin erdem olduğunu, sorunun demokratikleşme yoluyla bütün ülkeye kazandıracağını hala kendi ağzına almıyor. Hala soruna 'terörle mücadele sorunu' diyor. Hala 'Terörü bitirmek için her türlü enstrümanı kullanırız' yaklaşımıyla davranıyor. Şimdi böyle bir dili kullanan, partiden, hükümetten ve anlayıştan çözümün çıkacağına inanmak mümkün müdür" diye sordu.
'Muhatapların bütün koşulları müzakereyi yürütecek şekilde eşitlenmeli'
PKK Lideri Öcalan ile başlayan görüşmelerin müzakere ve diyalog sürecine evriltecek tek şeyin Kürt halkının topyekun direniş ve mücadele çizgisinin davamı ve ısrarı olduğunun altını çizen Baluken, "AKP istediği gibi süreci rehavet içinde karşılayacak, Kürt halkının kafasında özgürlük taleplerine yeterli bir şekilde sahiplenmezsek inanın ki bu tasfiye AKP tarafından sonuna kadar Kürt halkının örgütlü mücadelesini bitirmek üzere kullanılmak istenecektir" dedi. Öcalan ile başlatılan görüşmelerin müzakere ve diyalog sürecine dönmesi için öncelikle bir müzakare ve diyolog masasının oluşturulması gerektiğini vurgulayan Baluken, "Bu masanın etrafına bütün muhatapların oturması gerekiyor. Bu muhatapların bütün koşullarının müzakereyi yürütecek şekilde eşitlenmesi gerekiyor. Peki bugün bu koşulların varlığından söz edebilir miyiz. Sayın Öcalan koşullarının bütün sistemi elinde bulunduran hükümetle eşit bir şekilde müzakereye uygun olduğunu söyleyebilir miyiz. Müzakere ve diyalog sürecine geliştirecekseniz hepimizin temennisi o dur. Bu durumda Sayın Öcalan'ın koşulları ile ilgili derhal adım atılması gerekiyor. Silahlı güçlerin ateşkes ilan etmesi, sınır dışına çekilmesi, silahlarını bırakması ve demokratik siyasete geri dönmelerinin tek bir muhatabı vardır. O da Sayın Öcalan, PKK ve KCK'dir" diye kaydetti. Herkese barış ile ilgili umut veren süreçle ilgili hükümetin açıklamalarına baktıkların tek bir beklentinin görüldüğünü dikkat çeken Baluken, "İmralı ile Kandil, BDP ile Kandil karşı karşıya geldi diyorlar. PKK'de şahinler ve güvercinler karşı karşıya geldi diyorlar. Bunların hepsinin yalan olduğunu söylemeye gerek bile yoktur. Bunun asla tutmayacağı Kürt özgürlük mücadelesinin bir bütün olarak barışa, özgürlüğe eşitlik temelindeki bir kardeşliğe kilitlendiğini onlar bizden daha iyi biliyorlar. Son çare olarak bir Kürtlerin örgütlü mücadelesini bölerek tasfiye konseptini geliştirebilir miyiz gibi bir aciz arayışın içerisindeler. Artık devletin tasfiye konsepti bir kenara atıp atacağı bir adım karşılığında bizler de on adımla karşılık vermeye hazırız" diye aktardı.
'Hüseyin Çelik'le başlayan yalan dalgası Erdoğan'la devam ediyor'
Fransa'da 3 Kürt kadın siyasetçinin katledilmesine değinen Baluken, "Bu halkın özgürlük mücadelesini uluslararası komployla gömmek isteyenler, bugün de İmralı'dan gelen barış seslerini tekrar İmralı'ya gömmek istiyorlar. Kürt kadın siyasetçilerine sıkılan kurşunlar aslında çözümün, müzakerenin yol haritasına sıkılan kurşunun kendisidir. Bu cinayetler Kürt halkının özgürlük mücadelesinin yeniden gündemleştiği, yeniden gündemi belirlediği, yeniden Ortadoğu'ya yön vermeye hazırlandığı bir süreçte uluslararası bir komplo bu şekilde gelişmiştir. Ama bu kurşunun işe yaramayacağını Kürt halkı Türkiye'den Kürdistan'a Avrupa'dan dünyanın tüm alanlarına kadar bulunduğu her yerde alanlara çıkarak haykırdı" diye vurguladı. Baluken, AKP yetkililerinin Kürt kadın siyasetçilerinin katledilmesini "örgüt içi infaz" olarak söylemesine tepki gösteren Baluken, "Kürt halkının değerlerini yaratan Sakine, Fidan ve Leyla yoldaşımızı tanımadığınız için bu şekilde kendinizi aciz duruma düşürüyorsunuz. Hüseyin Çelik'le başlayan yalan dalgası dün itibarıyla Erdoğan'la devam ediyor. Örgüt içi infaz derken tarihe geçecek cehalet örnekleriyle dolu yalanlar sıralıyor. 'Mazlum Doğan örgüt içi infaz edildi' diyor. 'Mahsum Korkmaz örgüt içi infaz edildi' diyor. Bu kadar insanın gözünün içine baka baka yalan söyleyen bir Başbakan'a karşı biz ne söyleyelim. Eğer Mazlum Doğan'ı tanısaydın, bırak tanımayı onunla ilgili bir kaç cümle okusaydın, Mazlum Doğan'ın kendisini yaratan darbe zihniyetine karşı Diyarbakır zindanlarında en insanlık dışı işkencelere karşı 3 kibrit çöpüyle bir halkın özgürlük destanı nasıl yazılır bilecektin. Eğer Mahsum Korkmaz'ı bilseydiniz, F 16'larla kimyasallarla bileğini bükemediği diz çöktüremediği özgürlük mücadelesinin yaratıcısı olduğunu öğrenirdin. Bu halk özgürlük mücadelesini çok iyi biliyor" diye kaydetti.
Kürt sorununun demokratik ve barışçıl bir şekilde çözümü için Başbakan Erdoğan'a seslenen Baluken, "Bizim İzmir'den AKP'ye ve Başbakan'a söyleyeceklerimiz var. Biz başlayan görüşme süreçlerinin bir müzakere ve diyalog sürecine evirilmesini herkesten çok istiyoruz. Bir savaş konsepti yerine onurlu bir barışın gelmesini herkesten çok haykırıyoruz. Ama bunun için önce zihniyetin gelişmesi gerekiyor. Sonra kullandığımız dilin değişmesi gerekiyor" dedi.
Konuşmanın ardından mali ve faaliyet raporları okunduktan sonra seçime geçildi. Tek liste ile gidilen seçimde, BDP İzmir İl Eş Başkanlığı'na yeniden Fuat Mikailoğlu seçildi.
BDP Sincan İlçe kongresini gerçekleştirdi
BDP Sincan İlçe Örgütü 2. Olağan Kongresi'ni ilçe örgütü binasında gerçekleştirdi. Kongreye, BDP Ankara İl Eş başkanları Ahmet Aday, Meral Vuranok, BDP PM Üyesi Zeki Altun, Hüseyin Gevher, İHD yöneticisi İsmet Aras'ın yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı. Özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşu ardından divan seçildi. Kongrede konuşan BDP Ankara İl Eş Başkanı Ahmet Aday, Kürtlerin kısa bir süre içinde özgürlüklerine kavuşacaklarını belirterek, "Önemli bir süreçten geçiyoruz. Hem savaş var hem de müzakere var. Türk devleti Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşmeler gerçekleştiriyor. Sayın Abdullah Öcalan'ın önderliğinde doğru bir sonuç alacağımızı düşünüyorum" dedi. Fransa'nın başkenti Paris'te PKK'nin kurucularından Sakine Cansız, KNK Paris Temsilcisi Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'in katledilmesini kınayan Aday, bu katliamın hiçbir zaman unutulmaması gerektiğine vurgu yaptı. Aday'ın konuşması ardından mali ve faaliyet raporları okundu. Tek listeyle gidilen seçimde Celal Demir BDP Sincan İlçe Başkanlığı'na seçildi. / Diha
Güncelleme Tarihi: 13 Ocak 2013, 19:56
SIRADAKİ HABER