Şırnak'ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde 28 Aralık 2011 tarihinde savaş uçakları tarafından bombalanarak katledilen 34 sivil yurttaşın ölüm yıldönümü nedeniyle binlerce kişi Roboski köyüne akın etti. Başta Botan bölgesi olmak üzere birçok kentten Şırnak'a gelen binlerce kişi, dün akşamı Şırnak merkezde geçirdi. Sabahın ilk ışıkları ile BDP Şırnak İl binası önünde toplanan binler, "Bijî Serok Apo" ve "Şehîd namirin" sloganları atarak, araçlara bindi. Özel araçlar ve minibüslerle Roboski'ye doğru hareket eden kitleye BDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Gültan Kışanak, DTK Eş Başkanları Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk, BDP'li vekiller Nursel Aydoğan, Sebahat Tuncel, Ertuğrul Kürkçü, Ayla Akat, Adil Kurt, Hasip Kaplan, Nazmi Gür, Hüsamettin Zenderlioğlu, BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, bölge il ve ilçe belediye başkanları, Suavi, Ferhat Tunç, Gençay Gürsoy, Garo Paylan, Rıdvan Turan, MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, Türkiye Barış Meclisi'nden Şirin Tunç, BDP, HDK, DTK, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu üyesi öğrenciler, ŞÖDER üyesi öğrenciler, çok sayıda akademisyen, yazar ve sanatçı da eşlik etti. Hem Şırnak'ın çıkışında hem de Milli Taburu'nda yoğun önlem alan askerlerin engelleme girişimleri işe yaramazken, Hakkari yönünden gelen ve sayıları yaklaşık 150 aracı bulan konvoyun ise Habur İki Köprüsü'nde engellendiği ve hala geçişlerine izin verilmediği öğrenildi.

Ağıtlar dinmedi
Sabah saatlerinden itibaren Heronların aralıksız uçuş yaptığı Roboski'de ise, katliamda çocuklarını yitiren aileler ve köylüler ellerine katliamda yaşamını yitiren çocuklarının fotoğraflarını alarak Halı Saha'nın yanına geldi. Tek sıra halinde konukları karşılayan aileler, kendilerini ziyaret edenlere sarıldı ve ağıt yaktı. Sık sık "Katil Erdoğan", "PKK intikam", "PKK halktır halk burada", "Şehid namirin" sloganlarının eksik olmadığı Roboski'de, üzerinde Dersim katliamı ve Roboski katliamının fotoğraflarının bulunduğu, "Dünden bugüne değişen ne", "Roboski'y unutmadık unutmayacağız katillerden hesap soracağız" ve katliam fotoğraflarının üstünde, "Erdoğan'ın gerçek yüzü burada", "Unutmadık unutturmayacağız" pankartları açıldı. Konuşmalar dinmeyen ağıtlar altında yapıldı. Yapılan bir dakikalık saygı duruşunun ardından ilk olarak konuşan BDP Şırnak İl Başkanı Baki Katar, herkese teşekkür ederek, "Katillerden hesap soracaklarını" ifade etti. "Özgürlük ve Kürdistan şehitleri önünde saygıyla eğiliyoruz. Kürt halkının Sayın Öcalan'ın ve Roboskili ailelere başsağlığında bulunuyoruz. Kürdistanın dört parçasında unutulmayan Roboski'de bugün katillerden hesap soracağız" diye konuştu.
Türk: Katliam hiçbir zaman unutulmayacak
Daha sonra konuşan DTK Eş Başkanı Ahmet Türk, Kürtçe başladığı konuşmasını Türkçe sürdürdü. Kürtçe yaptığı konuşmada, "Değerli misafirler, değerli Roboski halkı, bugün katliamın yıldönümü. Bu katliam hiçbir zaman Kürt halkını demokrat halk tarafından hiçbir zaman unutulmayacak. Kürt halkının üzerideki zulüm yıllardır devam ediyor. Ancak biliyoruz ki, Kürt halkı bu zulme karşı hiçbir zaman baş eğmemiştir. Kürt halkı yaşıyor, ölmedi diyoruz bir kez daha. Ne öldürme ne tutuklama ne işkence bugün bizim talebimiz değil. Talebimiz eşitlik, özgürlük ve barıştır. Bunun için ne kadar zulüm geçirmişsek de yine de barış diyoruz yine Kürt halkının kimliği, hak ve hukukun tanınsın diyoruz. Bunun için bu taleplerimizi her yerde dile getiriyoruz" dedi.
.jpg)
'Bizim mücadelemiz esastır'
Daha sonra Türkçe konuşmasını sürdüren Türk, "Yüreği insanlık için çarpan herkes burada. Burada sadece Kürtler yok. Burada Kürt halkının özgürlük mücadelesini destekleyen çok değerli Türk dostlarımız burada. Bu zulme karşı Türkü, Kürdü, Lazı, Arabı, Çerkezi de ortak bir mücadeleyi geliştirmek zorundadır. Yüreği yanan, özgürlük yanan herkes bugün burada bu özgürlük mücadelesinin içinde yerini almıştır, almaya da devam edecektir. Burada bir şeyin artık fark edilmesi gerekir. Kürtler Ortadoğu'da kadim bir halktır. Yüzyıllar binyıllar inkar edilmiş bir halk bugün inkarı kabul etmiyor. Bir halk bir millet olarak tanınmak istiyor. Birlikte yaşadığı halklarla kardeşlik içinde yaşamayı esas alıyor. Kürtler Ortadoğu'ya demokrasiyi getirebilecek bir halk. Hem Türkiye'de hem Ortadoğu'da hem istikrarın hem de istikrarsızlığın nedenidir. Kürtler özgürleşirse Türkiye Ortadoğu özgürleşir. Kürtlerin inkarı üzerinde red ve inkar siyaseti üzerinde politikalar yürütülürse Kürtler buna yanıt verecektir. Suskun kalmayacaktır. Herkesin bilmesi gerekir diyoruz. Bunun için bu ülkede Ortadoğu'da halklarımızın eşit ve özgürce yaşayabilmesi için projelerimizi ortaya koyalım, bunları tartışalım halklarımızın geleceğini güvence altına alabilecek bir siyaseti aklı ortaya koyalım. Gelin bütün bu acıları bir tarafa bırakalım, yeni acılar yaşanmasın diye insanlığımızla hareket edelim diyoruz. Bugün annelerimizin gözyaşları bir yıl geçmesine rağmen dinmedi. O manzara o annelerimizin gözyaşlarını görünce önümüzdeki felaketi çok daha iyi kavrıyoruz. Gelin bu acılar yaşanmadan kardeşliği sağlayalım. Kürt halkının özgürlüğü konusunda ortak bir mücadeleyi yürütelim diyoruz. Eğer vicdan sahibi olanlar akıl sahibi olanlar ortak bir mücadeleyi geliştirirsek, inanıyorum bu inkarcı bu asimilasyoncu bu faşist zihniyet yok olacaktır. Halkımızın gücüyle ortak mücadelesiyle faşizmi yeneriz, ırkçılığı yeneriz ve halkların inkarını esas alan mantığı tarihin çöplüğüne atmış oluruz. Bu nedenle bizim mücadelemiz esastır. Bizim vereceğimiz mücadele birilerinin kendilerini gözden geçirmesini gündeme getirir. Bu nedenle ben buradan Türkiye halkına Kürt halkına dört parçadaki Kürt halkına sesleniyorum. Ortak bir mücadele zeminini geliştirelim. Bu ırkçı anlayışa karşı ortak bir mücadele yürütelim. Bugün görüyoruz Esed'in zulmü devam ediyor. Onun zulmü bitmek üzereyken, Kürtler yeni bir inkar politikası ile karşı karşıya kalıyor. Biz çok güçlü bir refleksle bu sürece müdahale etmemiz gerekiyor. Yine Roboski'deki annelerimizi görüyorum acılarını yüreğimizde paylaşıyoruz. Bu acıların unutulmayacağını unutulmaması gerektiğini de biliyoruz. Sonuçta Kürt halkının bugüne kadar ödediği bedeller her zaman ağır olmuştur. Biz Roboskileri kurtaralım halkımızın özgürlüğü için daha ciddi bir siyasetin içinde olalım. Bunu inkarcı anlayışa karşı ortak bir mücadeleyi esas alalım. 34 canımızı 34 kardeşimizi 34 ciğerimizi rahmetle anıyorum. Halkımızın bugün katliam yıldönümünde olması, yürekleri titreyerek buraya gelerek sahiplenme duygusunu sergiledikleri için teşekkür ediyorum" dedi. Ahmet Türk'ün konuşması boyunca sloganlar dinmedi.
.jpg)
'Neden suskun'
Daha sonra konuşan BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ise, öncelikle Roboski katliamının yıldönümünde bir kez daha Roboski şehitlerine başsağlığı dilediğini belirterek, şunları ifade etti: "Bir yıl geçti biz yine ilk gün buradaydık. Yine binlerce insan bu katliamın üstünün örtüleceğini hissettiğimiz, anladığımız için o gün buradan çığlık çığlığa bu acıyı bu faşizan katliamı duyurmaya çalışıyorduk. Bir yıl geçti yine dostlarımızla buradayız. Bu katliamın Türk halkına mal edilemeyeceğini göstermek için bu katliamın AKP imzalı olduğunu anlatmak için buradalar. Ben dostlarımız başta olmak üzere bütün halkımızı Roboski katliamının yıldönümünde bu güçlü sahiplenmeden dolayı teşekkür ediyorum. Aslında Roboski katliamı ile ilgili söylenmesi gereken yazılması gereken herşey yapıldı. Bir tek şey kaldı. Recep Tayyip Erdoğan'ın özrü ve bu katliamın sorumluluğunu kabul etmesi. Tayyip Erdoğan tam bir yıl önce bugün telefonda 'vurun emrini ben verdim, bundan dolayı özür diliyorum sorumluluğumu kabul ediyorum' şeklindeki itirafı kaldı. O gün bütün arkadaşlarımızla buradaydık. Herkesten Tayyip Erdoğan bu katliamı saklayabilir. Ama binlerce insan olup bitene tanık oldular. Uludere Kaymakamı olup bitenleri iyi biliyor. Bugün burada değil. Sanmayın ki, ödüllendirildi batıya gönderildi. Aslında sürgün edildi. Uludere Kaymakamı ile katliam günü konuştuğumuzda kendisi Muşlu bir Kürttür. 'Delilleri topladık, üstü örtülmeyecek müfettişlerin gelmesini bekliyoruz, savcıya da teslim ettik herşey apaçık ortada' demişti. O gün bugündür kaymakam konuşamıyor. Nerede o deliller. Şırnak Emniyeti yetkilileri, o gün bizlere şu bilgileri verdiler. 'Her türlü delili güvence altına aldık, her türlü yazışmayı konuşmalar telsiz konuşmaları emir komuta zinciri içindeki bütün irtibatlar elimizdedir, müfettişler gelir gelmez teslim edeceğiz savcıya da teslim edeceğiz' dediler. Katliamın olduğu saatlerde. Şimdi bir yıldır o zaman hangi delilleri topluyorsunuz. Birkaç saat içinde 'delilleri toplayıp savcıya teslim' ettik diyen kaymakam ve emniyet yetkilileri bir yıldır neden suskun."
'Katliamın sorumlusu Erdoğan'
Katliamın sorumlusu Başbakan Erdoğan olduğu için "suskun" olduklarını sözlerine ekleyen Demirtaş, şunları ifade etti: "Açık konuşalım bu katliamın emrini Tayyip Erdoğan verdiği için üstüne gitmiyorlar. Bu kadar nettir. Eğer sorumluluğu olmasaydı, birkaç kişiyi şimdiye kadar harcardı. 34 defa müebbet ağırlaştırılmış hapis cezalık bir suç işlemiştir. O gece buradaki askeri yetkililer, burada sınırdan geçişin siviller tarafından yapılmasını iletmesine rağmen Malatya ve Diyarbakır'daki hava taktik üssünden uçakların kalkması emrini hava kuvvetleri komutanı bizzat Başbakan'ı arayarak onay alarak vermiştir. 'Burada geçenler sivillerdir' denilmesine rağmen. Bu da kayıtlarda vardır devletin. Ama Hava Kuvvetleri Komutanı, Genelkurmay Başkanı ve Başbakan bu sınır ötesi operasyon emrini bizzat kendileri vermiştir. Çünkü aralarında bir üst düzey PKK'li olduğunu düşünüyorlar. Yeter ki, bir tek PKK'liyi öldürsünler diye savaş uçaklarını kaldırmışlardır. Ama katliam gerçekleştikten sonra görülmüştür ki, tamamı sivildir. Aralarında silahlı silahsız bir PKK'li yoktur. Bu kadar nettir. Bir yıldır unutturmaya örtmeye çalışıyorlar, neyi araştırıyorlar. Gültan Kışanak bir PKK'liye canlı sarıldı, diye dokunulmazlığını kaldırıp, içeri hapse atacağını söyleyen Recep Tayyip Erdoğan, sen bu dağın ardında 34 Kürt gencini vurdun. 34 kişinin katliamının emrini verdin. Senin dokunulmazlığını bu halk kaldıracak. Gün gelecek bu halk seni yargılayacak mahkum edecek. Bundan kaçamayacaksın. Sen de vicdan olmadığından emin olduğumuz için söylüyoruz. Bu halk unutmayacak. Türk savcısı, Türk hakimi, Türk polisinin Türk Başbakanı'ndan hesap sormayacağını biliyoruz. Bundan eminiz. Çünkü bu tepenin ardı Kürdistan bu tepenin önü Kürdistan ölenler Kürt çocuğudur. Savaş uçakları Türk savaş uçaklarıdır. Hepsi birbirini koruyacak. Budur mesele. Bu kadar açıktır mesele. Bu topraklar Kürdistan toprakları olduğu için bu halk, biz Kürdüz. Bunu inkar etmeyeceğiz dediği için savcısı, hakimi, polisi, genelkurmay başkanı medyası Başbakanı el el ele verip bu katliamı örtebiliyorlar. Bodrumun, Marmaris'in Kaş'ın Fethiye'nin bir köyünde bunu yapamazsınız işte."

'Kürdün Kürdistanı olmalı ki Roboski'nin hesabı sorulsun'
Sözlerine, "O halde Kürde düşen bir şey var. Onu da açık konuşalım. Kürdistan yok diye mi bize bu zulmü yapıyorsunuz, eksiklik bu mu?" sorusu ile devam eden Demirtaş, şöyle konuştu: "Kürt halkı bunu tamamlamalıdır o halde. Kürt halkı bunu tamamlamalıdır. Ama özerk, ama federal ama bağımsız. Bu halkın devleti yok, diye bu zulmü dayatacaksanız bu halk bunu tamamlamalıdır. Kürdün Kürdistanı olmalı ki Roboski'nin hesabı sorulsun. Başka çaresi başka yolu yoktur. Aksi takdirde bunlar bize bunu yüzyıl yaptılar yapmaya devam ediyorlar. El birliği ile üstünü örtüp, televizyonlara çıkıp bize hakaret etmeye devam edecekler. Katledecekler çıkıp, televizyonlardan hep el birliğiyle bu işi nasıl örttüklerinin keyfini çata çata bize hakaret edecekler. Biz bunu kabul etmiyoruz. Hiçbir savcıdan mahkemeden adalet dilemiyoruz. Siz de adalet olmadığını biliyoruz. AKP Cemaat yargı sisteminden de adalet dilenecek kadar da güçsüz zavallı değiliz. Hesabını biz bu halk soracak. Direne direne bu hesabı soracağız. Bir yıldır örtmeye çalıştıkları budur. Olay çok açıktır. Birkaç saatte netleşebilecek bir olaydır. Utanmadan sıkılmadan bir yıl geçmiş çıkıp, diyor ki 'bunlar sivil mi değil mi ortaya çıkacak' diyor. Savcıya talimat verecek bunları terörist kaçakçı göster ki; biz de kurtulalım diyor. Bunu başaramayacak savcılarınız. Burada kaçak olan sınırın kendisidir. Yasadışı olan bu yapay sınırın kendisidir. Yasadışı olan Türkiye Cumhuriyetinin bu zihniyetidir. Tahran'ın, Bağdat'ın, Şam'ın, Ankara'nın zulüm politikasıdır. Hukuk dışı olan budur. Kürdün kendi köyleri arasındaki alışveriş kaçakçılık değil. Bu insanlar sizin köleniz değil. Binlerce yıldır onuruyla yaşayan Kürdistanlılardır. Bunlar açığa çıkmadan kimse Roboski'nin hesabını soramaz. Bu bir Kürdistan meselesidir. Bu katliamının nedeni Kürdistan'ın önünü kesmektir. Kürt halkı özgürleşiyor. Kendi vatanında kendi yönetimlerini kuruyor. Kardeşçe yaşamanın temellerini atıyor. Bunlar da parçalayarak bombalayarak, durdurmaya çalışıyorlar. Roboski katliamı kaçakçıların yanlışlıkla katledildiği olay değil. Kürt halkının özgürleşmesine, Kürdistan'ın kendi statüsüne doğru giden yolun bombalanmasıdır. Kürtlerin de bunu iyi düşünmesi idrak etmesi lazım. El birliğiyle ulusal ittifakla cevap vermelidir. Yıldönümünde işte halkımız bu mesajı vermek için buradadır. Roboski şehitleri, Roboskili analar, Roboski mezarlığının bize talimatı budur. 'Birarada olun birlik olun, direnin, özgürleşin kazanın.' Bize verdikleri talimat emir budur. Bu da baş göz üstüne diyoruz. Direneceğiz, özgürleşeceğiz, kazanacağız elbette."
'Halkların direnişi onları yargının önüne çıkarabilir'
Daha sonra HDK adına konuşan Ertuğrul Kürkçü de, "Rojbaş" diyerek, sözlerine başladı. Bundan bir yıl önce de Roboski'de olduklarını ve katiller ortaya çıkarılana kadar Roboski'de olmaya devam edeceklerini söyleyen Kürkçü, "Roboski halkının üzerine yağdırılan bombalar ortak yaşam umutlarımızın, ortak hayat umutlarımızın üzerine yağdırıldı. Türkiye'yi yönetenler bu umutlarımızı, bombaların altına gömdü. Türkiye halkları, batıda yaşayanlar Kürt olmayanlar mücadele ediyoruz ki, Kürt halkı ortak yaşam umudunu sürdürebilsin. Çünkü bu Başbakan, bu Genelkurmay Başkanı'na, bu mahkemelere baktığımız zaman nasıl ortak yaşam umutlarını ümit edebiliriz. Nasıl başımıza her gün bomba yağdırmaktan başka bir şey vadetmeyen, bu bombaların altında kalanların hakkını aramayı vadetmeyen, onların katillerini cezalandırmayı vadetmeyen birileri ile niçin birlikte yaşasın insanlar. İşte o yüzden biz Türkiye'nin batısında yaşayanlar, Kürt kardeşlerimize elimizi uzatıyoruz ve diyoruz ki, asla yalnız yürümeyeceksiniz. Yalnız kalmayacaksınız. Biz itirazlarımızı haksızlığa gözümüzü yummadığımızı söylediğimiz zaman bize diyorlar ki, bölüyorsunuz. Biz zaten sizin böldüğünüz insanları bir kere daha biraraya gelirler diye mi mücadele ediyoruz" diye konuştu. Onurlu bir hayatın ortaklıkta eşitlikte olduğunu düşündüklerini söyleyen Kürkçü, "Bu hesap sorulmadan asla ve asla kimsenin bu katliam kar kalmayacak. Birinci dakikasında bu katliamın suçlusunun kim olduğu belliydi. Bir yıldır gizlemeye çalışıyorlar. Suçlular Ankara'da Baskanlıklar semtinde Genelkurmay ve Başbakanlık binalarındalar. Onları oradan çıkarıp yargının önüne çıkarmak için siyasi irade gerekirdi. Peki siyasi irade bunların arkasındaysa kim getirecek. Tek bir çare var. Halkların katillerle yaşamamak konusundaki onurlu direnişi ancak onları yargının önüne çıkarabilir. Bunlar yargılanmadan bu annelerin yası nasıl dinecek. O yüzden sorumluluğun büyüğü Türkiye halklarındadır. Bu acılı ailelerin yasını dindirmek bizim görevimizdir. Herşeyi Kürtlerin sırtlarına yükledik, demokrasi mücadelesini de onların sırtına yüklemeyeceğiz. Biz uğraşacağız. Kürtler ellerinden geleni yapıyor. Türkiye'nin batısı da zalimlere katillere karşı ayağa kalkacak. Bu iradeyle buradan döneceğiz. Halkımız artık yasıyla başbaşa yaşamayacaktır. Çünkü onların hakkını arayan bir irade var Türkiye'de. AKP diktatörlüğünü kendi dizleri üzerine çökertmek için Ankara'ya döneceğiz. Sizlerle beraberiz yoldaşlar asla yalnız yürümeyeceksiniz asla" dedi.
Ardından Dersimliler adına konuşan sanatçı Ferhat Tunç, "Dersim'in acısı dinmiş değil, Roboski katliamı bizim için güncellenmiş halidir. Dersim acısından farklı görmüyoruz. Dersim'den 'özür' dileyenler, Roboski'yi katletmemeliydi. Dersim'i bombalayan Sabiha Gökçen'e karşı çıkanlar, Roboski'de çocuklarımızı katleden Hava Kuvvetleri Komutanı'na madalya vermemeliydi. Bu gerçeklik gösteriyor ki, Cumhuriyet tarihi katliamlar tarihidir" dedi. Hiçbir özrün acıları dindirmeyeceğini söyleyen Tunç, daha sonra Dersim kurumları adına hazırlanan bildiriyi okudu. Dersim Gazetesi, Dersim Pertekliler Derneği, Ağuçanlılar Derneği, Kurmeşliler Derneği, Munzur Çevre Derneği, Alibeyköy Dersimliler Derneği, İzmir Dersimliler Derneği, Ankara Dersimliler Derneği adına hazırlanan basın bildirisini okuyan Tunç, "Roboskililer bu coğrafyanın direniş manifestosunda yeni bir sayfadır. Roboski katliamının sorumluları halkın bu onurlu duruşları karşısında diz çökeceklerdir. Buna inanıyoruz. Biliyoruz ki, Roboskiye sahip çıkmak yeni zulümlere karşı çıkmaktır. Roboski'de olmak yeni Dersimlere karşı çıkmaktır" dedi. Tunç, daha sonra Dersim katliamı üzerine ağıt yakan bir ninenin şu sözlerini dile getirdi: "90 yaşında Dersimli bir ananın söylediklerini hatırlatmak istiyorum. Ey Tanrı biz yaşadık bunca acıyı, bunca zulmü. Sen gördün. Herşeyi net bir şekilde gördün. Ey Tanrı neden acımadın bize." Daha sonra Tunç, Dersimli ninenin ağıdını yakmaya başladı. Bu sıra ellerinde çocuklularının fotoğrafları bulunan Roboskili annelerin feryatları yükseldi. Roboskili anneler ağlarken, binlerce kişi de ağıtlar gözyaşlarına hakim olamadı. Yükselen filanlar nedeniyle Ferhat Tunç, ağıdını bitirmeden sonlandırdı. Bu sırada bir Roboski anne fenalaşarak, ambulasla hastaneye kaldırıldı.
Daha sonra Sivil Cuma namazı için Halı Saha'nın içine geçildi. Namaz öncesi Halı Saha'da Van Fotoğrafçılar Kulübü, Galata Fotoğrafhanesi, Fotoğraf Akademisi, Nartphotos ve Fotoğraf Vakfı'nın organizasyonu ile "Faili Belli Roboski Katliamı" fotoğraf sergisi gezildi. Saha içerisinde SGDF'li öğrencilerin astığı "Katleden devlettir, hesap soracağız", "Şehidên Roboski rumeta me ne ji bir kirin xiyanet e" pankartları dikkat çekti.
Sergi gezildikten sonra Sivil Cuma namazı kılındı. Namazın ardından binlerce kişi, köyden yaklaşık yarım saat uzaklıkta olan mezarlığa doğru yürüyüşe geçti. yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüş boyunca AKP ve Başbakan Erdoğan alehine sloganlar yükseldi. Kitli, PKK Lideri Abdullah Öcalan, katliamda yaşamlarını yitirenlerin fotoğraflarını ve KCK bayrakları taşıdı. Mezarlıkla bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.
Mezarlık anması konuşmalarla devam ediyor. DİHA Güncelleme Tarihi: 28 Aralık 2012, 14:35