Bölgede yaşanan savaş ve çatışmalı ortam, her ne kadar iki yıldan beri durmuş olsa da, savaşın yankıları ve trajedisi etkisini uzun yıllar sürdürmeye devam edecek. 1990’lı yıllarda devlet tarafından, koruculuk dayatması, köy ve ev yakmalar sonucunda göç etmek zorunda bırakılan aileler, o günlerin acısını ve trajedisini hala yaşamaya devam ediyor. Konya’nın Kulu ilçesine bağlı merkez Kemaliye mahallesinde oturan Şırnak nüfusuna kayıtlı Bahddin ve Hamdiye Rüstemoğlu ailesi, 20 yıl önce devlet basısından kaçarak göç etmek zorunda bırakıldı. Şırnak’ın İdil İlçesi’ne bağlı Yarbaşı (Hespist) köyü nüfusuna kayıtlı Bahaddin Rüstemoğlu ve Hamdiye Rüstemoğlu çifti, yaşadıkları trajediyi, dün gibi hatırladıklarını vurguladı. Devlet ve korucularının baskısı ve zulmünden, 1995 yılında kaçıp Konya’nın Kulu ilçesine göç eden Rüstemoğlu ailesinin göç hikayesi vicdanları sızlatıyor. Devletin, koruculuk dayatmasını kabul etmeyerek, birisi üç aylık, diğeri iki yaşında, iki çocuğuyla ve yanlarına, yakılan evlerinden kurtarabildikleri bir valiz ve bir beşikle bilmedikleri, görmedikleri bir coğrafyaya göç eden Rüstemoğlu ailesi, anlattıklarıyla bir savaşın trajik sonucunu gözler önüne seriyor. Rüstemoğlu çifti, devletin baskısını, zulmünü ve kendi göç tradejilerini ANF’ye anlattı.
.jpg)
‘DÜNYANIN YÜKÜNÜ SIRTIMDA HİSSETTİM’
Şırnak nüfusuna kayıtlı 20 yıl önce Konya’nın Kulu İlçesi’ne göç eden BDP Kulu İlçe yöneticisi Hamdiye Rüstemoğlu; birisi üç aylık, diğeri iki yaşında, iki çocuğuyla köylerini terk ederek, dillerini bilmediği, hayatında hiç görmediği, bilmediği bir coğrafyaya göç ettirilmek zorunda bırakıldıklarını ifade ederek, yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarını tutamadı. Daha çocukken ve iki küçücük çocukla Konya’nın Kulu ilçesine geldiklerinde, dünyanın yükünü sırtında hissettiğini belirten Rüstemoğlu, “Buraya geldiğimde çok zorluklar yaşadım. İki küçücük çocukla buraya geldik. Kendim de daha 17 yaşındaydım. Hiç Türkçe bilmiyordum ve buradaki Kürtlerin şivelerinden de hiçbir şey anlayamıyordum. Burada, ne anne-baba, ne de tanıdık-dost hiç kimsem yoktu. Çok zorluklar yaşadım. Yaşadıklarımı anlatamam” diye konuştu.
‘RÜYALARIMDA DAHİ HEP MEMLEKETİ GÖRÜYORUM’
Bunca yıl geçmesine rağmen göç ve el memleketini kabulenemediğini ifade eden Rüstemoğlu, fırsat bulduklarında memleketlerine döneceklerini vurguladı. Rüyalarında dahi hep memleketi gördüklerini kaydeden Rüstemoğlu, “Şırnak’ta yaşadıklarımız ve sonrasında göç yollarında yaşadıklarımı ve gittiğimiz yerlerde çektiğim sıkıntıları anlatmam çok zor. Anlatmakla bitmez. Rüyalarımda hep memleketi görüyordum. Halan de öyle. Şimdi alıştık biraz ama eninde sonunda memleketimize döneceğiz. Şimdi olmazsa da 10 yıl sonra döneceğiz” dedi.
Göç ettikleri Konya’nın Kulu ilçesinde inşaat işlerinde çalışarak ailesinin geçimini sağlayan Bahaddin Rüstemoğlu da, 1990’lı yıllarında memleketi Şırnak’ta devlet ve korucular tarafından gördüğü baskı, işkenceyi anlatarak, yapılanların hesabının sorulması gerektiğini kaydetti. Rutin hale gelen gözaltılar, işkenceler, baskı ve yapılan zulümlere dayanamayan Rüstemoğlu ailesi, bilmedikleri ve rüyalarında dahi görmedikleri bir coğrafyaya göç etmek zorunda kaldıklarını belirti.
BİR VALİZ VE BİR BEŞİKLE ÇIKTIK GÖÇ YOLLARINA
Rüstemoğlu, 1990’lı yıllarda köylerinin hergün ateş altında olduğunu ifade ederek, göç hikayesini şöyle anlattı: “Bize bir günlük bir süre verildi; ‘ya korucu olursunuz, ya da köyü terk ediniz’ denildi. 1995 yılında, mayıs ayıydı. Yapılan baskı ve zulümlerden ve dayatılan koruculuğu ret ederek çıktık göç yollarına. Köylerimiz her gün ateş altındaydı. Gözaltına alınmalar, işkence ve korucu baskıları, günlük ve rutin bir hal almıştı. Artık baskılara ve zulme dayanacak gücümüz kalmamıştı. Bir valiz ve bir beşik (dergûş)ile biri üç aylık bebek; diğeri iki yaşında, iki çocuğum ve eşimle çıktık bilinmez bir yola. Kürtlerin yoğun olarak yaşadığını duyduğumuz ama hiç bilmediğimiz, görmediğimiz Konya’nın Kulu ilçesine geldik. Biz gelmeden önce köyümüz yakıldı. Evden bir valiz kurtarabildik. Geri kalan tüm malımız, hayvanımız yakıldı. Evimiz, köyümüz viraneye dönüştürüldü”
‘TAŞINMAK İÇİN ÜÇ TEKERLEKLİ MOTOSİKLET KİRALADIM’
Konya’nın Kulu ilçesinin yolunu tutan Rüstemoğlu ailesi, burada her ne pahasına olursa olsun, kendi ve çocuklarının canlarını kurtarmanın sevincini yaşadıklarını belirtti. Kulu merkeze gelen Rüstemoğlu ailesi, Kürtlerin köyü olan, Kulu’nun Tavşançalı köyünde, tesadüfen bir akrabalarının olduğunu duyar ve bu akrabalarına ulaşmak için yola çıktıklarını ifade etti. Üç tekerlekli bir motorsikletle köye gitmeye çalıştıklarını dile getiren Bahaddin Rüstemoğlu, “Kulu’ya geldiğimizde hiç bir yeri bilmiyorduk. Tavşançalı’da, bizim gibi köyleri yakılan, bizim ilçeden bir ailenin olduğunu duyduk. Üç tekerlekli bir motosiklet kiralayıp o köye gitmek istedik. Paramız ancak ona yetiyordu. Dergûş ve valizimizi motosiklete yerleştirdik. Biz dört kişiydik, bir de yanımızda iki misafir vardı, 6 kişi motosiklete bindik. Yolun yarısında motosiklet bozuldu ve yolda kaldık. Sonra bir dolmuş bularak köye gidebildik. Tesadüfen öğrendiğimiz ve bizim ilçeden olan o ailenin yanına gittik. Gidip onların evine sığındık. Ev dediysem; suyu, elektriği ve şebekesinin olmadığı, derme çatma bir yer. Dört-beş ay burada kaldıktan sonra yine yollara çıktık” şeklinde konuştu.
‘TEK UMUDUMUZ TOPRAKLARIMIZA DÖNMEKTİR’
Kulu’da, ekonomik geçimlerini sağlayamadıkları için, burayı da terk edip Mersin yolunu tutuklarını belirten Rüstemoğlu, “Bu sefer yönümüzü Mersin’e verdik ve 7 yıl da Mersin’de kaldıktan sonra tekrar Kulu’ya döndük. Bu sefer Kulu’nun Beşkardeş köyüne gelip yerleştik. 7 Yıl da burada kaldıktan sonra Kulu’nun merkez Kemaliye mahallesine yerleştik. Üç yıldan beridir de burada yaşamaktayız. İnşaat işlerinde çalışıyorum. Kışları Güney Kürdistan’a, yazları ise burada çalışıyorum. Şimdi durumumuz iyi ama memleket hep burnumda tütüyor. Durumlar biraz sakinleşsin köyümüze döneceğiz. Gidip evimizi, bahçemizi yeniden inşa edip bir daha çıkmamak üzere oraya yerleşeceğiz. Tek umudum odur.” dedi.
Güncelleme Tarihi: 25 Mayıs 2014, 11:22