Türkiye, başka bir çok ülke gibi çok uluslu, ve çok çeşitli etnik, dini ve mezhebi oluşumları içinde barındıran bir ülke olmakla beraber, bu yapıyı totaliter bir sistemle birarada tutabilmenin belki de en kolay olduğu bir dönemden geçiyor. Bir ülkenin kendi içindeki farklı etnik ve kültürleri bir arada tutabilmesi kolay değildir.
Bu dünyada binlerle ifade edilebilecek bir nüfusa sahip bir ulus, bağımsız ve tanınabilirlik kimiliğine sahip olabilirken örneğin Kürtler çok açık bir şekilde milyonlarla ifade edilen bir nüfusa sahip olmalarına rağmen ne devlet nede yarı devlet kimiliğine sahip olabilmişlerdir!
Türkiye"nin bütünlük açısından neden kolay bir dönemden geçtiğinin en büyük kanıtı,hiç şüphesiz ki bu ülkede ikinci en büyük ulus olan Kürtlerin ne dünya genelinde ne de kendi içlerinde Türkiye için hiçbir şekilde parçalama yada bölme eylemi içine girmemiş olmalarıdır. Halbuki bölme yada bölücü unsur olma konusunda ne denirse densin, Kürtler şayet birleşik bir güç dahilinde hareket etseler(di), onları tutacak hiçbir güç olmaz ve olmayacaktı da. Bunun Kürtlerin sahip olduğu nüfus ve kadim kültürel miras gibi temelleri var.
Açık ve seçik bir şekilde belirtmek gerekiyor ki Kürtler, yakın tarihi süreç içinde bölmeyi değil bütünleşmeyi yeğledi ve bu, bugüne kadar da devam ediyor. Ancak, bunu yaparken şüphesiz bazı beklentilerini ifade etmekten de hiç kaçınmadılar. Bu beklentilerin çerçevesi sosyal anlamda enazından herkes gibi yaşamak ve gelişmekten ibaretti.
Kürtler şuana kadar da kendilerini tanıtabilecek siyasi yollardan başka hiçbir yol bulamazken geçmiş dönemlerde içte kültürel bir parçalanmışlıkla yüzyüze bırakıldılar. Milyonlarla ifade edilen Kürt toplumu zengin kültürüyle dünyadaki yerini alabilir ve ne istediğine dair düşünce ve gerekli pratiğe sahip olabilir. Çünkü dünyada Kürtler dahil her milletin gelecekte ne olacağına dair bir düşüncesi yada hayali var(dır). Düşünce yada hayalin hala suç sayıldığı şimdiki aşamada Kürtler, bu aşamadan çıkılması için gerekli olan ne varsa yapabilirler.
Kürtlerin durumunun herkes için ""Açık"" olduğunu ancak herkes için ""Seçik"" olmadığını söylemenin faydası olacaktır. ""Açık""lığı ""Seçik""liğe dönüştürebilecek güç ise Kütlerin kendi içlerinde ne olacaklarına karar verebilecekleri bir mekanizmanının yaratılmasıdır.
Kürtlerin ne olduğu herkes için ""Açık"" iken Kürtlerin ne olacağı konusunda ""Seçik"" liği şimdiye kadar reel ve net olarak dile getirebilme cesareti sergilenmiş değil. Gelişen dünyada, globalleşen dünyada, Kürtler ne istedikleri konusunda ""Açık""lığın ötesine gitmesini bilmeliler. Kürtlere, dünyanın şimdi ulaştığı düzeyde ne olacakları konusunda doğru fikri verecek olanda budur.