Yüksekova Güncel

'Sivas halen yanıyor'

Güncel

Madımak Oteli'nde katledilen yurttaşlardan Murat Gündüz'ün babası Mehmet Gündüz, Sivas katliamını gerçekleştirenlerin halen devlet tarafından korunduğunu belirterek, "Sivas halen yanıyor. Sivas ilk yangınını yitirmiş değildir.

Yüreklerimiz halen yanıyor" dedi. Katliamda iki çocuğunu yitiren Hüsniye Kaya, Sivas katliamını gerçekleştirenlerin cezalarını çekmeleri gerektiğini belirtirken, Mehmet Atay'ın ablası Zehra Öztürk de "Bu davanın peşini bırakmayacağım ve katiller yargılanana kadar hesap sormaya devam edeceğim" dedi. 

Sivas'ta 2 Temmuz 1993 tarihinde Madımak Oteli'nde 33 aydın ve sanatçı yaşamını yitirdi. 20'nci yılına giren katliamda yaşamını yitirenlerin aileleri Sivas katliamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sivas katliamında yaşamını yitirenlerden Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Gençlik Komisyon üyesi, Ankara Üniversitesi Fizik Bölümü 3'üncü sınıf öğrencisi Murat Gündüz'ün babası Mehmet Gündüz, o günden bugüne yaşananları değerlendirdi. 1993 yılında oğlu ve kızının Sivas'taki etkinliklere katıldığını belirten Gündüz, "Kızım semah oyunlarına orada katılmıştı. Oğlum da etkinliklerde görevliydi. Kızım yaralı olarak döndü. Oğlum ise yaşamını yitirdi. Oğlum otelden çıkıyor, çıkarken bir arkadaşı bağırıyor, beni kurtar diye. Oğlum tekrar geri dönüyor. Arkadaşlarına yardım etmek için. Ve o dumandan boğularak yaşamını yitirdi" dedi. Sivas katliamının üzerinden 20 yıl geçtiğini hatırlatan Gündüz, "Sivas halen yanıyor. Sivas ilk yangını yitirmiş değildir. Yüreklerimiz halen yanıyor. 20 yıldır yaşam mücadelesi veriyoruz. Ayrıca kurumsal olarak da mücadele veriyoruz" dedi.

Başbakan'ın 'Hayırlı olsun' söylemine tepki

"Bizim derdimiz Pir Sultan'ın anısını yaşatmak ve onun ölümüne yakışır şekilde ozanlarıyla dile getirmekti. Ama maalesef bir grup yobaz, 33 cana kıyıyor. Oteli ateşe veriyor. 8 saat boyunca yangın devam ediyor. 20 yıldır ayakta duruyorsak bize destek olan insanların sayesinde" dedi. Evlat acısı gibi bir acı tanımadığını dile getiren Gündüz, böyle acıların bir daha yaşanmamasını temenni etti. Sivas katliamında bazı sanıkların zaman aşımından yararlanmasına tepki gösteren Gündüz, "Zaman aşımına karar verildiğinde Başbakan o gün çıkıp, 'Hayırlı uğurlu olsun' diyor. Bizler bu hayırlı olsunu anlamadık. Yani insanları öldüren katillere hayırlı uğurlu olsun denilebilir mi? Yani böyle bir anlayışla, kültürle Başbakanlık yapılabilir mi? Bunu kabul etmiyoruz ve kınıyoruz" diye konuştu.

'Sivas katliamını gerçekleştirenleri devlet koruyor'

Sivas katliamını gerçekleştirenleri devletin koruduğunu dile getiren Gündüz, "Bugün solcu veya ezilen bir kitlenin çocuğu olsaydı kırmızı bültenle değil, normal bir şekilde yerin altından çıkarırlardı" dedi. Madımak davasının bu kadar uzatılmasına tepki gösteren Gündüz, "Zaman aşımı bu katliamı gerçekleştirenleri ödüllendirmiştir. Ayrıca 13 aile de üzüntü ve sıkıntı ile hayatını kaybetmiştir" dedi. 2 Temmuz'da Sivas'ta olacaklarını belirten Gündüz, "33 canımızı orada anacağız. Herkesi Sivas'a davet ediyorum. Ayrıca Madımak'ın Utanç Müzesi olmasını talep ediyorum" dedi. 

'Sivas katliamını gerçekleştirenler cezalarını çekmeli'

Sivas Katliamı'nda yaşamını yitirenlerden Koray ve Menekşe Kaya kardeşlerin anneleri Hüsniye Kaya ise her yıl 2 Temmuz'da sanki 1993 yılını yeniden yaşıyormuş gibi hissettiğinin altını çizerek, "Çok zor. Hem de 2 çocuğum yaşamını yitirdi. Bu bir anne için en acı ve en ağırıdır. Böyle bir şeyin başımıza geleceğini bilemezdik. Oğlum Koray, Sivas etkinliklerinde saz çalıyordu. Kızım da semah oyununda yer alıyordu. Kızım 13, oğlum da o zaman 12 yaşındaydı. O gün çocuklarım oteldeydi. Binlerce kişiden oluşan karşıt grup, kültür merkezinden yeniden Hükümet Meydanı'na geldi. Hükümet Konağı'nı taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup, ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti. Grup önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı. Madımak Oteli, tutuşturulan perdeler ve alt katta bulunan eşyalarla birlikte yakıldı. Otele sığınmış olan kişilerden, kimi yanarak, kimi ise dumanda boğularak yaşamını yitirdi" diye konuştu.

'Sabah radyodan Koray'ın adı geçti'

Olayların olduğu gün bir akrabalarının evinde olduğunu belirten anne Kaya, "Onun evi çok yüksek bir yerdeydi. Balkonda her yer görünüyordu. Ben balkondan baktım. Otelin olduğu yer duman içinde. Tabi ben çocuklarımın orada olduğunu bilmiyordum. Akrabalarım bana bir şey söylemediler. Sabah radyodan Koray'ın adı geçti. Ben bir çığlık attım. Sonra kendimi hastanede buldum. Bana bir iğne yaptılar. Daha sonra Sivas'ta sıkıyönetim ilan ettiler" diye anlattı. 20 yılın çok zor geçtiğini belirten Kaya, "Her gün ağladım, her gün gözyaşı döktüm. Ama iki canım da geri gelmedi. Onların ölümünden bir yıl sonra bir kızım oldu. Adını da ölen kızımın ismini, Menekşe koydum. Menekşe benim her şeyim. Bana güç destek veriyor. Şimdi onun için yaşıyorum. Ölen Menekşemin anısını kızımla yaşıyorum" diye konuştu. Madımak davasında sanıkların zaman aşımına uğramasına tepki gösteren Kaya, "Dava hala devam ediyor. Hiç kimse ceza almadı. Herkes elini kolunu sallayarak, geziyor. Tek isteğim Sivas katliamını gerçekleştirenlerin cezalarını çekmeleridir. En kısa zamanda da tutuklanıp cezaevine gönderilsinler" dedi.

'Mehmet özgür yaşamayı seviyordu'

Sivas katliamında yaşamını yitiren Ankara Üniversitesi Fizik Bölümü 3'üncü sınıf öğrencisi ve aynı zamanda İstanbul Divriği Kültür Vakfı'nda ressam olan Mehmet Atay'ın ablası Zehra Öztürk, kardeşi Mehmet'in Sivas şenliklerine görevli olarak gittiğini dile getirerek, kardeşinin yaşamını yitirdiği haberini akşam televizyonda duyduğunu söyledi. Öztürk, "Mehmet'in oraya gittiğini bilmiyordum. Mehmet otelden çıkarken, bir arkadaşı beni kurtar deyince, Mehmet geri dönmüş otele. Daha sonra dumandan boğularak ölmüş. Akşam televizyonda alt yazı geçiyordu. Mehmet diyorlar, ama ben Atay'ı anlamadım. İçimde bir ateş vardı. Sabah erkenden telefon geldi. Telefona bakmadan 'Eyvah Mehmet gitti' dedim. Her şey o an benim için bitmişti. 20 yıldır Mehmet'in acısıyla yaşıyorum" diye belirtti. Çok küçük yaşlarda baba ve annelerini kaybettiklerini dile getiren Öztürk, şöyle devam etti: "Mehmet 6 kardeşten en küçükleriydi. Ben Mehmet'in hem annesi hem de babasıydım. Mehmet çok güzel bir insandı. Çevresi ve arkadaşları çoktu. Özgür yaşamayı seven biriydi. Yaşamadan olmuyor derler ya... Ne biz ona doyduk ne de o bize…"

'Biz dava sürecinde suçlu duruma düşürüldük'

Madımak davasının zaman aşımına uğramasına tepki gösteren Öztürk, "Böyle bir insanlık suçunda zaman aşımı olur mu? Olmaması gereken bir şey! Çok yanlış bir karar. Onaylamıyorum. Zaten ne olacak ki devlet onların arkasında. Çok rahat ellerini salıyorlar, geziyorlar. Onlara çok güzel olanaklar sundular. Onların ailelerini bile mağdur edilmedi. Biz mağdur olduk, biz o dava sürecinde suçlu duruma düştük. Yani sanki ben götürmüşüm, ben yapmışım. Bu duruma düştük yani. Onun için hiç onaylamadık" ifadesinde bulundu. 2 Temmuz'da Sivas'ta olacağını duyuran Öztürk, "Gücüm yetene kadar katılacağım. Bu davanın peşini bırakmayacağım ve katiller yargılanana kadar hesap sormaya devam edeceğim" dedi. DİHA
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.