Yüksekova Güncel

'Kürt tutsakların haykırışını duyun'

Politika

Süresiz-dönüşümüz açlık grevine girenlerin taleplerini desteklediklerini belirten DTK ve BDP Eş başkanları, tutsakların eylemlerinde kararlı olduklarını belirterek, "İnsanlar ölüyor. Bu ölümleri durduracak dünyadaki tek kişi Sayın Abdullah Öcalan'dır. Bunun anlaşılması için kaç kişi daha ölmelidir?" diye sordu.

PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması ile Kürtlerin demokratik taleplerinin kabul edilmesi amacıyla PKK'li ve PAJK'lı tutsakların 12 Eylül'de başlattığı süresiz dönüşümsüz açlık grevine ilişkin BDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ile Gültan Kışınak ve DTK Eş Genel Başkanı Aysel Tuğluk, DTK binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıya BDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, DTK Koordinasyon Kurulu Üyesi ve Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, DTK Daimi Meclis Üyesi ve Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna ile DTK'yi ziyaret eden Êzidiler katıldı. Toplantıda ilk konuşan DTK Eş Genel Başkanı Aysel Tuğluk, 12 Eylül gününden beri Türkiye'nin 7 cezaevinde 63 tutsağın süresiz dönüşümsüz açlık grevine girdiğini belirterek, "Bu sürenin üzerinden tam 38 gün geçmiş bulunuyor. Yine Türkiye'nin değişik cezaevlerinde 483 tutsak bu açlık grevi sürecine katılmış durumda. Gözlerini kırpmadan bedenlerini ölüme yatırmış tutsakların dalga dalga yayılan açlık grevlerinin elbette nedeni var. Zaten bunu da kamuoyuna deklare ettiler" dedi.

 

Süresiz-dönüşümsüz açlık grevlerine giren tutsakların taleplerinin son derece insani olduğunu vurgulayan Tuğluk, "Bunlar Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü ve insan onuruna yaraşır insani taleplerdir. Evet, bunca tutsak onurlu ve insanca bir yaşam için Kürt sorununun barışçıl çözümü için gerçekleştirdikleri eylemleri ile artık 'Êdi bes ê' diyorlar. 'Artık yeter' diyorlar. Ve bu insanı ve haklı talepler için bedenlerini feda etmeyi göze alacak kadar da bir demokratik direnişi geliştirmiş durumundalar" diye konuştu.

 

Tuğluk: Sayın Öcalan son Kürt isyanının lideridir

 

PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın 450 gündür "AKP rejimi" tarafından evrensel bir hak olan savunma hakkını dahi kullanmadığını belirten Tuğluk, "Sayın Öcalan sıradan bir tutsak değildir. Sıradan bir yaklaşım gösterilemez. Bizzat devlet yetkilileri tarafından da son Kürt isyanının lideri olduğu belirtilmiştir. Sayın Öcalan'a yaklaşım Kürt sorununa yaklaşımı ifade ediyor. Tecrit döneminde Başbakan tarafından 'Kürt sorunu yoktur. Kürt vatandaşların sorunu vardır' denilerek inkar politikaları geliştirilmiştir" şeklinde konuştu.

 

'İnsanlar her türlü dayatmaya karşılık bedenlerini eylem alanına çevirmiştir'

 

"Açlık grevinin kişinin bedenini talepleri uğruna feda etmekten çekinmediğini yakıcı bir biçimde beyan ettiği radikal bir manifesto" olduğunu belirten Tuğluk, "Her türlü iktidar dayatmasının karşısında bedenini eylem alanına dönüştüren radikal, demokratik bir muhalefettir. İktidarın kibir diline karşı vicdanlara seslenen samimi bir son haykırıştır. Hak arama mücadelesinde son duraktır diye düşünüyoruz" diye konuştu.

 

'Kürt tutsakların haykırışını duyun'

 

Vicdanlara seslenmek istediklerini belirten Tuğluk, "Herkesin vicdanı ile baş başa kalarak düşünmesini istiyoruz. Nasıl olur da bir insan bedenini ölüme yatırır. Nasıl bir inanç, bir yoğunlaşmadır ki talepleri için bedenine son verir. Düşünebiliyor musunuz? Açlık grevindeki 400'ü aşkın Kürt tutsak doğuştan tanınması gereken bir hakkı kullanabilmek için hayatlarını ortaya koyabiliyorlar. Düşünebiliyor musunuz? Açlık grevindeki bir sürü insan anadilde eğitim ve savunma hakkına sahip bir yaşamı elde edebilmek için bunu yapıyorlar. Ölümü dahi göze alabiliyorlar. Buradan insanlara sesleniyorum. En insani talepler için bedenlerini ölüme yatırmış Kürt tutsakların bu haykırışını duyun diyoruz. Unutmayın ki bizi insan yapan vicdanımızdır. Bu ülkedeki vicdan sahipleri de vicdansızlar kadar sesini yükseltmelidir. Ancak söz konusu Kürtler olunca yine paya düşen o kahredici sessizlik ve duyarsızlık oluyor" dedi.

 

'Açlık grevleri vicdanları ölçen bir turnusol kağıdıdır'

 

Süresiz-dönüşümsüz açlık grevlerine girenlerden bazılarının artık bedenlerinin bu durumu kaldıramayacak düzeye geldiğini belirten Tuğluk, gelen bilgilerin durumunun ciddi olduğunu gösterdiğini söyledi. Geriye dönülemeyecek bir noktada olduklarını belirten Tuğluk, yarının herkes için geç olacağını vurgulayarak, "Olası üzücü durumun önüne geçmek durumdayız. Bu durumun önüne geçmek için herkesi harekete geçmeye davet ediyoruz" ifadesinde bulundu. Ana akım medyanın açlık grevlerine yaklaşımını eleştiren Tuğluk, "Ana akım medya kafasını kuma gömen deve kuşu misali bu durumun ortadan kalkacağını düşünmesini zannetmesi artık kabak tadı veriyor. Şayet yarın erimiş, bitmiş cansız bedenlerin soğuk ölü haberlerini yapmak istemiyorlarsa gazetecilik mesleğinin etiğinin gazetecilik onurunun gerekliliğini yerine getirsinler. Her şey bir yana bırakılıp insan empati duygusu ile bu açlık grevlerine duyarsız kalınmamalıdır. Bu durum kamuoyu ile paylaşılmalıdır" diye ifade etti.

 

Kimsenin süresiz-dönüşümsüz açlık grevlerine duyarsız kalamayacağını belirten Tuğluk, devam eden açlık grevinin vicdanları ölçen bir turnusol kağıdı olduğunu vurgulayarak, "Açlık grevlerine karşı takınılacak tavır, vicdan sınavında kimlerin geçip kimlerin geçemeyeceğini gösteren bir durumdur. Türkiye demokrasinin ölçüleceği bir eşiktir. Üzücü bir durumda bunu izah edecek bir şey yoktur" dedi. Tuğluk konuştuğu sırada Demirtaş ve Tuğluk'un gözlerinin dolması ise dikkat çekti.

 

Demirtaş: Duyarsız kalmak bu ülkede savaş istemektir

 

Ardından konuşan BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ise, bu konunun zor bir mesele olduğunu belirterek, "İnsan cezaevinde bir tabak yemek için değil, koğuşu soğuktur ısınsın diye değil, görüş hakkı, mektup hakkı kısıtlandığı için değil, savunma hakkı kısıtlandığı için değil, dışarıdaki insanlar barış içinde yaşayabilsin ve ortaklaşa bir çözüm üretilsin diye, yani bizler için bir çözüm üretilsin diye, nefes aldığımız her saniye bizim için bedenini ölüme yatırmış kişiler ölüme daha çok yaklaşıyor. Bizim sessiz olduğumuz, duyarsız olduğumuz her saniye kendi ellerimizle bizler ölüme yaklaştırmış olacağız onları. Tercih ettikleri açlık grevleri kendilerinin tercih ettiği bir eylem türü değildir. Bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır" dedi. Süresiz-dönüşümsüz açlık grevlerine girenlerin tutuklu olmalarının nedeninin Kürt sorunu olduğunu ve bu sorundaki çözümsüzlüğün olduğunu vurgulayan Demirtaş, "Bu insanların çoğunluğu yıllardır savunma hakkı dahi ellerinde alındı. Bu insanlar yargılanmayarak, yargısız infazlara tabi tutulmasının nedeni Kürt sorunudur. Kürt sorunu diyalog ve müzakere ile çözülür. İçerde siyasi tutsakların başlatmış olduğu açlık grevi dışarıda barış içinde yaşamanın çığlığıdır. Hiç kimse tarihin bu en büyük açlık grevine karşı sessiz kalamaz. Sessiz kalmak duyarsız kalmak 'ben bu ülkede savaş istiyorum, kan aksın istiyorum' demektir" dedi.

 

'Cumhurbaşkanı buna sessiz kalamaz'

 

Artık ölüm riski taşıyan tutsaklar için özellikle hükümet yetkililerinin "bu çığlığı duymuyoruz" deme gibi bir durumunun olmadığını vurgulayan Demirtaş, "Sayın Cumhurbaşkanı bu konularda duyarsız kalmamalıdır. Özellikle tutsakların talepleri konusunda neler yapılması gerektiğini sayın Cumhurbaşkanı tarafından duymak istiyoruz. Tüm ülkenin Cumhurbaşkanı olarak büyük bir olaya karşı sessiz kalmamalıdır. En kısa sürede buna ilişkin bir açıklama yapmasını bekliyoruz" diye konuştu.

 

"Kim ki müzakereden ve çözümden bahsediyorsa, kim ki 'iyi şeyler olacak' diyorsa iyi şeylerin ilki bu açlık grevlerine yaklaşım ile görülür" diyen Demirtaş, açlık grevlerine yaklaşımın açlık grevine girenlerin taleplerine yaklaşım ile netleşeceğini belirtti. Demirtaş, şöyle dedi: "İyi şeyler olmasını isteyenler bu konuda samimi olduğunu göstermek isteyen herkes için turnusol kağıdıdır. Buyurun iyi şeyler olacaksa cezaevlerinden başlayın. Açlık grevlerine girenlerin talebi nettir. Bu konuya yaklaşım bizler için samimiyetin ve ciddiyetin ölçüsüdür. Bir yandan 'iyi şeyler olacak' bir yandan insanlar ölüm sınırına gelmiş bir açıklama yapmayacaksınız. Böyle şey olur mu?" diye sordu.

 

'Elimizden geleni yapacağız'

 

Kürt sorununun çözülmesinde bir ciddiyet beklediklerini belirten Demirtaş, "100 yıllık Kürt sorununu, 12 metrekareye beton çukura hapsettiğiniz, tutsak olarak gördüğünüz ve neredeyse bir yılı aşkın süredir avukatları ile görüştürmediğiniz Sayın Öcalan ile çözecekseniz. Orada da ciddiyet bekliyoruz. Ciddi samimi bir yaklaşım bekliyoruz. Hem 'biz İmralı ile görüşürüz' diyorsanız, hem de ağır tecrit uygulayarak açlık grevlerine ve dışarıda gerilimlere neden oluyorsanız herkes sizin ciddiyetinizi sorgulama gereğini duyar" diye kaydetti.

 

Açlık grevleri için bölgesel mitingler yapacaklarını ifade eden Demirtaş, açlık grevinde olanların yalnız olmadıklarını ve milyonların arkalarında olduklarını göstereceklerini sözlerine ekleyerek, şöyle devam etti: "Bu konudaki kararlılıklarının şakaya gelir yanı yok. Bu insanlar ölüm sınırına geldiler. Medyanın tutumu trajiktir. Dünyanın birçok yerinde meydana gelen açlık grevlerini manşet yapanlar kendi ülkelerindeki yaygın açlık grevlerine seyirci kalarak ölümlere seyirci oluyorlar, ortak oluyorlar. Bu konunun Türkiye'deki müzakerelerin ve barışın önünü açacak bir girişim olabileceğini düşünüyoruz. Medya barış istiyorsa bu talepleri öne çıkarmalıdır. Dikkate almalıdır. Kamuoyu oluşturulmalıdır. Bu konuda çok kararlılar. Bu talepler konusunda ilerleme olmazsa bu eylemi bitirmeyecekler. Ölüm orucu noktasına geliyorlar. Her gün katılımların sayısı artıyor. Kısa bir süre bu sayı binleri bulacak. Ölümler olursa eğer artık dışarıda hiç kimse 'iyi şeyler olacak' lafını bu halka yutturamayacaktır. Sadece arkadaşlarımız milyonların talebini bedenlerini ölüme yatırarak dile getiriyorlar."

 

'Açlık grevleri sayın Öcalan'ın çağrısı ile biter'

 

Konuşmanın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Demirtaş, açlık grevcilerinin Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın sözleri ile eylemlerini bitirmeyeceklerini belirterek, "Sayın Öcalan'ın yapacağı çağrıya göre bitirirler. İnsanlar ölüyor. Hassasiyet bu hassasiyet olmalıdır. İnsanlar ölüyor. Bu ölümleri durduracak dünyadaki tek kişi Sayın Abdullah Öcalan'dır. Bunun anlaşılması için kaç kişi daha ölmelidir? Hiç bir ordu PKK'yi durduramaz. Bu nettir. Herkes bunu söylüyor. Tek kişi var bunu durduracak. Tek bir sözü ile durduracak tek kişi var. Onu da 12 metre beton çukura koymuşsa bunda bir yanlış var. Bu talep meşrudur, haklıdır" dedi.DİHA

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.