Barajlara tepki gösteren yurttaşlar, barajların bölgeyi insansızlaştırma politikalarının ürünü olduğuna dikkat çekiyor.
Şırnak ve Hakkari arasında yapımı devam eden barajlar yıllardır bölgede göç ve koruculuk politikaları nedeniyle mağdur olan yurttaşların yaşam alanlarını vurdu. 1994 yılında bölgede köy boşaltmalar ve koruculuk sistemi nedeniyle köylerinden göç etmeye zorlanan yurttaşların tüm tehditlere rağmen yurtlarından kopmayarak köylerini taşıdığı sarp dağlarla çevrili vadide yaşam mücadelesi, bu kez de baraj engeline takıldı. Onlarca köyün geçimini sağladığı bağ ve bahçelerin bulunduğu vadide 2008 yılında Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından ihale edilen ve kısa süre sonra yapımına başlanan barajların su tutmaya başlamasıyla meydana gelen tahribat dikkat çekiyor. DSİ 10'uncu Bölge Müdürlüğü'nce ihalesi 2008 yılında yapılan ve HPG'lilerin geçişini engellemek amacıyla inşa edildiği belirtilen 7 barajdan 2'si biterken 5'nin inşaatı ise devam ediliyor. 207 milyon liraya mal olacağı öğrenilen 7 barajdan Silopi’ye bağlı Siyah Kaya ve Uludere’ye bağlı Beyaz Köprü barajları su tutmaya başlarken, devam eden İnceler Barajı’nın 24 haneli köyü de sular altında bırakacağı öğrenildi. Uludere’de yapımı devam eden Taşdelen, Ortabağ ve Ortasu barajlarının, yurttaşların bin bir güçlükle sürdürdüğü yaşamlarına bir darbe daha vuracağı belirtiliyor.
'Gücüm olsa bu barajı kendi ellerimle yıkardım'
İnşaatı biten ve su tutmaya başlayan Beyaz Köprü Barajı’nın hemen yanındaki sırtta bulunan Hilal (Şexan) beldesinde yaşayan Naime Kara (50), 1994 yılında askerlerin şu anda boş olan köylerinden kendilerini zorla çıkardığını, bunun üzerine köylerinin ve arazilerinin çoğunun baraj suları altında kaldığını anlattı. Barajın su tutmaya başlamasıyla bağ ve bahçelerinin sulara gömüldüğünü ifade eden Kara, baraj sularının köylerini adeta açık bir cezaevine dönüştürdüğünü belirterek, "Bu baraj bizi hapsetti. Eskiden pancar toplamak için karşı yamaçlara askerlerin kimlik kontrollerine rağmen gidebiliyorduk. Ancak baraj su tutmaya başlayınca eskiden gezip dolaştığımız dağlarımıza sadece bakmakla yetiniyoruz. Çocuklarımız suya düşüp boğulmasın diye nöbet tutmak zorunda kalıyoruz. Gücüm olsa bu barajı kendi ellerimle yıkardım" diyerek, baraja duyduğu tepkiyi dile getirdi.
'Baraj suları tarihi köprü ve mezarlığı yuttu'
Beyaz Köprü Barajı’na tepki gösteren köylülerden Mahmut Kara ise baraj sularının altında tarihi bir köprü ve eski bir mezarlığın kaldığı bilgisini vererek, barajın hem yaşamlarını hem tarihlerini yok ettiğini söyledi. Kara, su altında kalan Pira Spî’nin (Beyaz Köprü) Botan Miri'nin gümrük noktası olduğunu belirterek, köprünün tarihi önemine vurgu yaptı. Yıllardır bölgede iktidarların zulmüne maruz kaldıklarını dile getiren 22 çocuk babası Kara, suların altında ahır ve bahçesinin de kaldığını ve DSİ'nin kendisine parasını vermediğini söyledi.
'Tekrar bir araya gelmeyi düşünürken, şimdi yine göçe zorlanıyoruz'
Aynı vadide yapımına devam edilen İnceler Barajı’nın su tutmaya başlamasıyla Uludere ilçesinin 24 haneli Bağlı (Kalgeh) köyü de sular altında kalacak. Köy sakini Ali Kilim (43), 1994 yılında Kelha Kal Dağı eteklerindeki köylerinin boşaltılmasının ardından inşaatların devam ettiği vadiye taşındıklarını ve yeni bir yaşam alanı oluşturmak için büyük bir emek harcadıklarını ifade ederek, köylülerin derenin etrafında onlarca dönüm bahçe kurduğunu ve tüm güçlüklere rağmen alıştıkları yeni yaşam alanlarının bu kez de barajlar nedeniyle yok olduğunu söyledi. Kilim, baskılar nedeniyle metropollere ve çevredeki yerleşim alanlarına dağılan yakınlarının köylerine dönmesini beklerken, bu kez de barajlar nedeniyle göç etmek ve dağılmak zorunda kalacaklarını vurguladı ve barajların bölgenin sosyal yapısına vereceği tahribata dikkat çekti.
'Barajlar bölgeyi insansızlaştırma politikalarının ürünüdür'
Aynı vadide yapımı devam eden Taşdelen Barajı’nın 200 metre aşağısında bulunan ve kış aylarında yağışlarla birlikte gevşeyen toprak yığınları nedeniyle meydana gelen heyelanlarla gündeme gelen 165 haneli Taşdelen (Nerweh) köyünde ise köylüleri daha ciddi bir tehlike bekliyor. Baraj ve yol inşaatı molozları arasında kalan köyün sakinlerinden Mahmut Aykut (58), Taşdelen köyünün de diğer onlarca köy gibi 1994 yılında boşaltıldığını hatırlatarak, çevredeki yerleşim yerlerine dağılan köylülerin 1997 yılında köylerine dönmek için Uludere Kaymakamlığı’na başvurduğunu söyledi. Kaymakamlığın köylülerin başvurusuna köyün Şırnak ve Hakkari karayolunun 50 metre çevresine taşınması şartıyla kabul edecekleri cevabını verince, köyün şimdiki yerine yani dik yamaçlar arasındaki dere yatağına taşındığı bilgisini veren Aykut, köylerinde sürekli heyelanların meydana geldiğini söyledi. Aykut, baraj inşaatı ve barajlar nedeniyle su altında kalacak Şırnak ve Hakkari karayolunun köyün üstünde yükselen yamaca taşınacağını söyledi. Aykut, yağışlı havalarda olası bir heyelanda onlarca evin, toprak yığınları altında kalacağını belirterek, barajların bölge insanlarını göçertmek için yapıldığını söyledi. Aykut, bölgeyi insansızlaştırma politikasının Kenan Evren'le tartışılmaya başlandığını ve 90'lı yıllarda gündemleştikten sonra AKP hükümetinin “Güvenlik Barajları” politikalarıyla devam ettiğini sözlerine ekledi. DİHA
Güncelleme Tarihi: 04 Mayıs 2013, 09:32
SIRADAKİ HABER