Tülay Hatimoğulları’ndan nafaka kararına tepki: ‘Bunu kabul etmiyoruz’

Tülay Hatimoğulları’ndan nafaka kararına tepki: ‘Bunu kabul etmiyoruz’

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Geçtiğimiz günlerde AYM2nin verdiği nafaka kararına tepki gösteren Tülay Hatimoğulları, “Nafaka hakkını sanki bir haksız kazançmış gibi lanse etmeye çalışarak ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Bunu kabul etmiyoruz, bu bir kadın düşmanlığıdır” dedi.

DEM Parti grup toplantısına katılan Alevi örgütlerini selamlayan Tülay Hatimoğulları, “Hazırladıkları çok önemli bir çalışmayı da bizimle paylaştılar. Ben bugün burada hem Ortadoğu’nun hem Türkiye’nin gündemleriyle ilgili yaşanan hengame içinde Alevi katliamını unutturmayan ve bu karmaşa içinde Alevilerin katledilmesini, işkence görmesini gündemde tutan ve bunun için çalışma yürüten bütün kurumlarımıza teşekkür ediyorum” dedi.

Suriye’deki Alevi katliamına karşı dünyanın birçok kesiminde çok önemli çalışmalar yürütüldüğüne dikkat çeken Tülay Hatimoğulları, “Bireyler ve kurumlar bu konudaki tepkilerini ortaya koyuyor. Suriye’de devam eden şiddet, baskı ve yıkım karşısında sessiz kalmayı reddeden Aleviler, demokrasi güçleri ve sosyalistlerin imza kampanyası başlattığını biliyoruz. Türkiye, Avrupa, Amerika, Avustralya’dan yüzlerce kurumun imzasıyla başlatılan Alevilere yönelik soykırımı durdurun şiarıyla topladıkları imzaları yarın Meclis’te yapacakları açıklamayla Meclise teslim edecekler. Yine aynı saatte İngiltere Parlamentosu’nun önünde basın açıklaması gerçekleşecek ve akabinde hem Birleşmiş Milletler (BM) hem de Avrupa Parlamentosu’na (AP) Alevi canlarımız ve birçok siyasi çevrenin imzasıyla oluşturulan raporu ileteceğiz. DEM Parti olarak bizler bu çalışmaların sonuna kadar yanındayız. Bizler Suriye’de Alevilere, Alevi kadınlara yapılan saldırılara ve soykırıma karşı çıktık, çıkmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Geçen yıl Suriye’de çok sayıda Alevi, Dürzi, Hristiyan, Kürt kadın ve kız çocuklarının ciddi insan hakları ihlaline maruz kaldığına dikkat çeken Tülay Hatimoğulları, “Kadınlar kaçırıldı, tıpkı Êzidî kadınların kaçırıldığı gibi. 21’inci yüzyılda kadınlar köle pazarında satıldı, satılıyor. Şimdi basına yansıyan Betül Alluş isminde 21 yaşında Tişrin Üniversitesi’ndeki tıp öğrencisinin nasıl kaçırıldığına tanıklık ettik. Kaçırmakla kalmıyorlar, din değiştirmeye zorluyorlar. Zorla örtünmesi isteniyor ve böylece kamuoyunu etkilemeye çalışıyorlar. Ben Betül Alluş’un annesinin videosunu izledim. Bir annenin çığlığını bir çocuğunu ararken neler yaşadığını ve neler hissettiğini o videoda capcanlı görüyorsunuz. Betül Alluş’un de nasıl zorla din değiştirilmeye çalışıldığını ve nasıl videosunun nasıl zorla çekildiğine hep birlikte tanıklık ettik” diye belirtti.

Anayasa Mahkemesi’nin görevinin hak ve özgürlükleri korumak olduğunu belirten Tülay Hatimoğulları dşunları söyledi: “Ancak Nafaka’ya ilişkin son kararla kadınların yaşamsal önemde olan en temel ekonomik güvencelerinden biri hedef alınmış durumda. Haklarının korunması gereken ve bugüne kadar kadınların dişiyle tırnağıyla mücadele ede ede kazandıkları nafaka hakkına göz dikilmiş durumda. İnanın bu karar öyle sehven boşlukta falan verilmiş bir karar değil. Yıllardır nafakayı hedef alan kampanyaların çeşitli erkek gruplarının manipülasyonlarının ve iktidar çevrelerinde yükselen açıklamaların oluşturduğu siyasal atmosferin içinde alındı bu kararlar. Topluma aynı yalanlar tekrarlandı. Sanki milyonlarca kadın, ömür boyu yüksek nafaka alıyormuş gibi sahte bir tablo çizildi. Oysa gerçek bu değil, gerçek bambaşkadır. Nafaka alan kadınların büyük çoğunluğu çok düşük miktarda nafaka alıyor ve bazen bu nafakayı erkekler kesiyor, vermiyor kadınlara bu nafakayı. 

Tartışmaya açtıkları yoksulluk nafakası erkeği mağdur eden değil, kadınların yaşadığı derin eşitsizliği gidermeyi amaçlayan bir mekanizmadır. Bu hakkı sanki bir haksız kazançmış gibi lanse etmeye çalışarak ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Bunu kabul etmiyoruz. Bu bir kadın düşmanlığıdır. Bu yalnız bir ekonomik hakkın gasp edilmesi değildir. Türkiye’de kadın yoksulluğu derinleşirken, kadınların istihdama katılımları sınırlandırılırken, her gün birçok kadın erkekler tarafından katledilirken, nafaka hakkının elimizden alınması kabul edilebilir bir şey değildir. Nafaka hakkı az da olsa kadınların bir yaşam güvencesi. Bu nedenle nafakaya dönük her saldırı kadınların ekonomik bağımsızlığına bir saldırı olduğu kadar, aynı zamanda kadınların kazanılmış haklarına yönelik bir saldırıdır ve nafakayı sınırlandırmak adil değildir. Şimdi 12. yargı paketi gündemde ve çocuk haklarını esas alan koruyucu ve onarıcı politikaların yerine daha ağır cezaları ön plana çıkarıyorlar. LGBT+ varlığını ve haklarını hedef alan düzenlemeler toplumsal cinsiyet eşitsizliğini büyütecek bir şekilde şekillendirilmeye çalışılıyor. Bu temel insan haklarına net olarak aykırıdır ve kabul edilemez.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER