Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Türkiye’nin Suriye politikası, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve bölgedeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
HALEP VE TÜRKİYE’NİN TUTUMUNA YÖNELİK ELEŞTİRİLER
Bakırhan, Halep’in farklı inanç ve kimliklerin bir arada yaşadığı bir kent olduğunu belirterek, SDG’nin Suriyeli bir yapı olduğunu vurguladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın açıklamalarını eleştiren Bakırhan, “SDG, Suriyeli bir örgüt; Suriye menşelidir…” diyerek, Türkiye’nin Suriye iç siyasetine ilişkin dili ve yaklaşımının anlaşılır olmadığını ifade etti. Halep başta olmak üzere sorunların, Suriye’deki taraflar arasında müzakere yoluyla çözülmesi gerektiğini söyledi.
GÜÇ KULLANIMI VE ÇÖZÜM TARTIŞMASI
Bakırhan, Türkiye’nin Suriye’de güç kullanımına dair söylemlerine dikkat çekerek, Halep’te fiili gücü kimin kullandığına ilişkin kamuoyunda belirsizlik oluştuğunu dile getirdi. Suriye’deki sorunların çözümünün zor olmadığını savunan Bakırhan, Esad döneminde uygulanan tekçi yönetim anlayışının farklı kimlikler üzerinde baskı yarattığını hatırlattı. Suriye’de henüz netleşmiş bir rejim yapısı bulunmadığını ve gelecekteki sistemin kapsayıcı olup olmayacağının belirsiz olduğunu ifade etti.
“TEHDİT DİLİ YERİNE KATKI SUNULMALI”
Geçici hükümetin yaklaşımını eleştiren Bakırhan, tehditkâr dilin terk edilmesi gerektiğini belirtti. Türkiye’nin, Suriye’deki sorunların çözümüne nasıl katkı sunabileceğine odaklanmasının daha yapıcı olacağını savundu.
ÖCALAN VE SDG TARTIŞMASI
Bakırhan, Abdullah Öcalan’ın SDG’ye yönelik bir çağrı yapmadığını vurgulayarak, 27 Şubat çağrısının tüm Kürtleri kapsadığı yönündeki yorumlara katılmadığını ifade etti. SDG’nin yapısının PKK’den farklı olduğuna dikkat çeken Bakırhan, örgütün etnik ve inançsal olarak çok bileşenli bir yapıdan oluştuğunu dile getirdi.
ÇÖZÜM SÜRECİ VE GÜVEN SORUNU
Çözüm sürecine ilişkin eleştirilerde bulunan Bakırhan, toplumda hâlâ güven sorunu bulunduğunu ve somut adımların atılmadığını söyledi. Silah bırakanların sosyal ve siyasal yaşama katılımına yönelik vaatlerin yerine getirilmediğini belirterek, sürecin tek taraflı ilerlediğini savundu.
SDG’NİN KONUMU VE SURİYE’NİN İÇ MESELESİ VURGUSU
Bakırhan, SDG’nin Suriye’nin iç meselesi olduğunu ve bu konuda kararın Suriye yönetimine ait olması gerektiğini ifade etti. Şam yönetimi ile SDG arasında, silahların entegrasyonu ve iç güvenlikte rol almalarına dair görüşmeler yapıldığını hatırlattı.
TÜRKİYE’YE YÖNELİK TEHDİT İDDİALARINA TEPKİ
DEM Parti’nin ve Kürtlerin Türkiye için bir tehdit gibi gösterilmesini kabul edilemez olarak nitelendiren Bakırhan, Türkiye’ye yönelik herhangi bir silahlı tehdidin bulunmadığını söyledi. Kürtlerin tarihsel olarak Türkiye toplumunun ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.
“TÜRKİYE GARANTÖR OLSUN” ÇAĞRISI
Bakırhan, çözüm ve demokrasi talebini yineleyerek, Kürtlerin Suriye’de güvenli bir ortamda yaşayabilmesi için Türkiye’nin garantör ülke olmasını önerdi. Sorunun çözümsüz olmadığını ve barışçıl yollarla aşılabileceğini dile getirdi.
Kaynak: Sözcü